10 Kasım 2009

Saat 9’u 5 dakika 3 saniye geçe!



Bu günü dair en güzel yazıyı Hürriyet'den Sn. Yılmaz Özdil yazmış.
Sevgili Atam Işıklar İçinde uyu.

Saat 9’u 5 dakika 3 saniye geçe!


Matem günü değildir...

Doğru.


*

Yeniden doğduğu gündür...

Her sene yeniden.

*

Malum şahıs, ABD ziyaretinde Obama’yla sohbet ederken, laf dönmüş dolaşmış, genetiği değiştirilmiş organizma teknolojisine gelmiş; Obama gururla, “Bu konuda öyle ilerledik ki, neredeyse ölüyü bile diriltebilecek hale geldik” demiş... Bizimki altta kalır mı, “Bizim çalışmalarımız da müspet neticeler vermeye başladı” demiş, “Biz de DNA’larında oynayarak, 100 metreyi 3 saniyede koşan sporcular yetiştirebiliyoruz artık!”

*

Gel zaman git zaman, Obama iadeyi ziyarete gelmiş, “100 metreyi 3 saniyede koşanları” görmek istemiş... Bizimkini ter basmış tabii, “N’apacağız, rezil olduk” demeye başlamış... Ki, o sırada cingöz bir danışman devreye girmiş, “Sıkmayın canınızı efendim” demiş, “Hazır bugün
10 Kasım... Obama’yı Anıtkabir’e götürelim, Atatürk’ü diriltmesini isteyelim... Diriltemezse dünyaya rezil
olur, diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede koşarsınız!”

*

Atatürk’ü 29 Ekim’de pastadan çıkarmıştı bu arkadaşlar... İster misin bugün de mozoleden çıksın!

Kaynak:Saat 9’u 5 dakika 3 saniye geçe!

05 Kasım 2009

Tibet'in Gençlik Pınarı

Geçenlerde bir arkadaşımın tavsiye ettiği aşağıdaki kitabı aldım. Adında gençlik pınarı geçtiği için de bir solukta okudum, zaten oldukça çabuk okunan bir kitap. Tabiki ben kendimi biliyorum, hiçbir şeyi uzun yıllar uygulayamam, bir şey hariç o da diş fırçalama. Çok kolay olmasına karşın bu hareketleri (aslında hareket olarak bahsedilmiyor, ayin deniliyor) uzun süreler kesintisiz yapmak bana göre değil gibi düşündüm, yine de denemeye karar verdim. Sonra internetten bir araştırdım ki bu konuyu birçok kişi anlatmış, nerdeyse kitapta yazan herşeyi aktarmışlar okuyucularla. Ben de kısaca değinmek istedim.



Peter Kelder’in yazdığı “Tibet’in Gençlik Pınarı” (orijinal adı: Ancient Secret of the Fountain of Youth ) adlı kitapta yer alan, emekli bir İngiliz subayı tarafından Batı’ya aktarılan beş Tibet egzersizinin çok büyük yararları olduğu anlatılıyor. Sağlık için gerekli fiziksel hareketlerin yani sıra beslenme sırları da var.Düzenli yapıldığı taktirde,uzun yaşamak, stresi azaltmak, vucutdaki enerji akışını sağlamak, 7 ana çakra'nın açılması konusunda büyük faydalar sağladığından bahsediliyor. Uzun süre yapanlarda giderek daha enerjik ve genç görünümü sağlıyor. Hatta 'Beyaz saçlarım siyahlaştı', 'Bir haftada gözlerim iyi görmeye başladı', '130 kilodan 88 kiloya indim', 'Romatizmam vardı, yürüyemiyordum, şimdi kilometreler katediyorum', '83 yaşındayım ama belleğim bir gencinki gibi' diyen pek çok kişi olmuş. Kitabı okuyan, uygulayan, faydasını gören falan varsa bana da yazıversin bir zahmet olur mu:))


Başlangıçta her hareketin 3 kez yapılması tavsiye ediliyor. Daha sonra her hafta tekrar sayısını 2 şer arttırarak 21 tekrara ulaşıncaya kadar arttırmaya devam edilmesi öneriliyor.Yani 2.hafta her hareketi 5 kez, 3. hafta 7 kez, 4. hafta 9 kez ve bu şekilde arttırmaya devam ederek 10 hafta sonra her hareketi 21 kere yapabilir duruma gelmeliymişiz. Hareketleri animasyon halini internetten aldım, pek çok sitede var, kaynağı tam olarak belli değil.

Birinci hareket:



Faydaları : Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.
Uygulanışı : Kollarınızı iki yana açarak avuç içleriniz yere bakacak şekilde saat yönünde dönün.

İkinci hareket:


Faydaları : Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor.
Uygulanışı :
1-Sırtüstü yatarak ellerinizi vücudunuzun yanına koyun.
2-Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştırın
3-Bacaklarınızı yere dik olacak şekilde kaldırırken dizlerinizin dik olmasına gayret edin

Üçüncü hareket:

Faydaları : İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.
Uygulanışı :
1-Vücudunuzu dik tutarak dizlerinizin üzerinde durun.Ellerinizi kalçalarınızın altına dayayın
2-Çenenizi göğsünüze yaklaştırın.
3-Başınızı yavaşça mümkün olduğu kadar geriye doğru eğerken,sırtınızı arkaya doğru esnetin.

Dördüncü hareket:


Faydaları : Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.
Uygulanışı :
1-Bacaklarınızı ileriye doğru uzatarak yere oturun.Ayaklarınız hafifçe aralık olsun ve ellerinizi yere koyun
2-Çenenizi göğsünüze doğru eğin.
3-Başınızı mümkün olduğunca arkaya doğru eğin.
4-Kollarınızı düz tutarak ayak tabanlarınızı ve ellerinizi yere basarken dizlerinizi kırın ve gövdenizi yere paralel olacak şekilde havaya kaldırın.Adalelerinizi bir süre kasın ve ardından gevşeyin.

Beşinci hareket:

Faydaları : bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.
Uygulanışı :
1-Kollarınız dik ve bedeniniz aşağı sarkmış halde ( kobra yılanı ) şeklinde durun. Avuçlarınızı yere koyun. Başınızı yumuşak bir şekilde mümkün olduğu kadar geriye yatırın.
2-Ayaklarınızı ve ellerinizi oynatmadan,kalçanızı yukarıya kaldırın ve vücudunuzla ters v şekli meydana getirin.Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştım.

30 Ekim 2009

Vazgeçemediğim Lezzetler

Vakit buldukça her hafta sonu farklı bir tarif denemeye gayret ediyorum. Bu kez tatilden istifade ettim ve hemen aşağıdaki tarifleri denedim.Kurabiye olmazsa olmazlarım arasındadır. Ne zaman unlu birşey yapacak veya yiyecek olsam mutlaka tatlı tercih ediyorum. Acaba gizli şekerim mi var diye düşünürüm zaman zaman, neyse ki yaptırdığım tahlillerde normal gözüküyor. Herzaman tariflerine güvendiğim Selin Çağlayan'ın sitesinde yayınladığı Şekerli Kurabiyeyi denedim, sonuç mükemmeldi. Kurabiyede tercihim kıtır kıtır olması idi, bu tarifte (sanıyorum eklenen yoğurt sayesinde) ne çok sert, ne de yumuşak bir kurabiye elde ettim. Malzeme ve ölçüleri aynen kendisinin yazdığı gibi aktarıyorum.
Malzemeler:

•1 su bardağı toz şeker
•2 yumurta (1 yumurtanın akını kurabiyelerin üzerine sürmek için ayırın, kalanı hamurun içine katın.)
•1/2 paket (125 gr.) yumuşak margarin ya da tereyağı
•2 yemek kaşığı yoğurt
•İsteğe bağlı 1 portakalın ya da limonun kabuğu (rendelenmiş) ya da 1 yemek kaşığı hindistan cevizi
•3 su bardağı un
•1 paket kabartma tozu
•1 paket vanilya
•Üzeri için 3 yemek kaşığı toz şeker.


Malzemeleri oda sıcaklığında bir gece beklettim, hamuru yaptım.

Ne çok sert ne de ele yapışacak kadar yumuşak olmamasına dikkat ettim, ceviz büyüklüğünde yuvarlaklar yaparak ilk önce yumurta akına sonra şekere batırdım.

Sonuç aşağıda görüldüğü gibi oldu. Tarif defterimin baş köşesine oturdu kendileri:)))
İkinci olarak sürekli kek tenceresinde pişirdiğim Puding'li kek tarifime muffin görünümü vermek istedim, kalıplara dökmeyi tercih ettim. Bu muffini Akçahan'ın daha önce verdiği tariften uyguladım.

Malzeme:
. 3 adet Yumurta
. 1 su bardağı Şeker
. 1/2 su bardağı Süt veya Su (ben süt kullanıyorum)
. 1/2 su bardağı sıvı yağ
. 1 Paket Çikolatalı Pudding
. 1 Paket Kabartma Tozu
. 2 su bardağı un (elenmiş)
Yumurta ve şekeri iyice çırptıktan sonra süt ve yağ ekleyip, sırasıyla puding, kabartma tozu ile birlikte elenmiş unu ekleyip akıcı bir hamur elde ettim.



Kalıplara döktüm, kabaracağı hesaba katılarak miktar ayarlanmalı notunu unutmadan söylemeliyim. Ben biraz kaçırmışım, bazılarında şekil bozuklukları oldu.

Önceden 180 derecede ısıttığım fırınımda pişirdim. 30 dakikada falan pişti. Herkes kendi fırınında kürdan testi yaparak istediği süre pişirebilir.
Sonuç aşağıdaki gibi bir görüntü ve müthiş bir lezzet. Fırından çıkarınca kurumaması için üzerine temiz bir bez örtüp servise kadar beklettim.


28 Ekim 2009

Cumhuriyet Bayramı


Tarihte eşi görülmemiş bir kurtuluş mucadelesiyle askeri gücünü tüm dünyaya kanıtlayan ve bağımsızlığını dişiyle sökerek alan Türk Ordusunun dahi baskumandanı büyük Atatürk'un, sosyal ve siyasal alandaki sayısız başarılardan ve attığı hayati adımlardan birinin yıldönümünü kutladığımız büyük gün, en büyük bayram bugün.

12 Ekim 2009

Kapı, Sepet, Kutu Süslemeleri

Biliyorum uzun zaman oldu, çok yoğun bir yaz geride kaldı. Daha önce yaptığım nikah şekerleri sepetinin ve kapı süslemesinin fotoğraflarını çekmiştim onları ekledim. Ayrıca dün bir ilhamla kapladığım iki adet kutuyu paylaşmak istedim.

Nedense adım adım fotoğraf çekip anlatamıyorum, iş bitince aklıma geliyor fotoğraf çekmek. Oysa ziyaretçilerin faydalanması açısından bunu yapmalıyım.


Çöpçümüyüm neyim diye kendi kendime kızarım birşeyler biriktirdiğimde. Ama gün geliyor işe yarıyor. Yukarıdaki kutu daha önce bana gelen bir hediyenin kutusu. Düz silindir bir kutu, zaman içinde eskidi, kirlendi. Bende kutuyu parça dantelle kapladım, yine atmadığım yapay çiçekleri bir araya getirerek üzerine silikonla yapıştırdım. Dantel herzaman şık bir görüntü oluşturuyor. İçinde yine atamadığım kurdelelerim var:)))



Yukarıdaki kutu çok bilinen bir mağzanın tanıtım kataloğunun kutusu. Astarı yüzünden pahalı bir kutu, ahşap, çok iyi boyanmış simsiyah birşeydi. Onun kapağını da pembe dantelle kaplayıp, daha önce yakma usulü ile yaptığım çiçeği kurdele ve yapay çiçeklerle birleştirip ortasına ekledim.

Nikah şekerlerini koymak için yapılan sepette oldukça işe yaradı. Kapitone ile kaplandı ve pembe tül ile fırfır yapıldı.




Kapı süslemesini için 5 mt düz tül aldım ve ortadan sıkıca bağladım. Artan tülü düğümün etrafına yaydım ve içine hazır aldığım demet çiçeği sabitledim. Birkaç tane nazar boncugunu kurdeleye sabitleyip çiçeğin etrafından doreli kurdele ile birlikte bağladım. Bu giriş kapısı idi, ayrıca merdivenlere de yine tül, çiçek ve kurdele ile süsler yaptım (maalesef çekmeyi unutmuşum). Çok basit ama şık bir görüntü oldu, herkes tarafından beğenildi.

18 Eylül 2009

Mutlu Bayramlar




Hepinize sağlıklı ve mutlu akide şekeri gibi süper tatlı bir RAMAZAN BAYRAMI dilerim.

11 Eylül 2009

Nikah Şekeri ve Bereket Parası

Bugünlerde zevkli birşeylerle uğraşıyorum. Ekim ayında kız yiğenim evleniyor bu nedenle sevinçli bir koşturmaca içindeyiz. Ucundan kıyısından birşeyler yapmaya çalışıyorum.Çok ucuz ve güzel nikah şekeri almak mümkün ama ben kendim yapayım istedim. Ayrıca düğünde adettir, gelinin başından bereket parası atılır. İlk önce 80 tane kadar bozuk para topladım daha sonra malzemelerini alıp birleştirdim. Aşağıdaki fotoğraflarda gördüğünüz üzere tamamladım. Bir anı olarak saklansın istiyorum. Nikah Şekerine gelince; 4 ayrı cins çiçek, 2 renk kurdele, pırıltılı kesilmiş hazır tül (bereket paraları için tülü kendim kesmiştim), deniz kabuğu satın aldım, aşağıda fotoğraflarda görüldüğü üzere sırasıyla birleştirip hazırladım. Yiğenim bunları görünce mutluluktan ağlamak istiyorum halacığım diye boynuma sarıldı, çok mutlu oldu. Dilerim tüm yaşamı mutluluk içinde geçer.


Tüm malzemeler biraraya getirildi

Çiçekler kurdele ile tek tek birleştirilerek seloteyp ile sabitlendi

Tül ve şekerle birleşmeyi beklediler

Tül kabuğun içerisine yapıştırıldı

Bereket parası çiçeklerinin hazırlanması

Tüllerle Paraların birleştirilerek kurdele bağlanması

Hazırlanan çiçeklerin tüllere yapıştırılarak tamamlanması

Sarı çiçeklilerin topluca görünüşü

Pembe Çiçeklilerin Topluca Görünüşü


20 Ağustos 2009

Kavanoz Kapakları

Uzun süredir birşeyler ekleyemedim.Çok önemli nedenlerim var ama bunlardan bahsedip sizleri de üzmek istemem. Aşağıdaki kavanoz kapaklarını epey önce yapmıştım. Ahşap kapakları bir güzel zımparalayarak hazırladım, sonra boyadım, tekrar boyadım ve fırça darbeleriyle minik yapraklar yaptım. Eskisine göre daha temiz ve şık oldu. Hiçbir şeyi atmaya kıyamadığım ve ahşap kapakların giderek kötü bir görünüm alması sebebiyle bu işlemler kavonozlarımı tekrar kullanabilme olanağı verdi. 8 tane falanlar kendileri:), tüm baharatlarımı derli toplu biraraya getirdi.

Ramazan ayına giriyoruz, yaz ve sıcak olması sebebiyle biraz zor geçecek gibi. İnşallah sağlıklı ve huzur içinde geçer. Lütfen yaşlılarınıza, hastalarınıza ikazlarınızı yapın, sorunlar yaşamalarına engel olun. Ben babamı kalp hastası iken oruç tutarak kendini zorladığı ve camide teravih namazı kılarken kaybettiğim için hep korkarım. Hepinize acısız, huzurlu ve sağlıklı bir Ramazan ayı diliyorum.



06 Temmuz 2009

İğnedanlık ve Makas Kılıfı

Bu aralar ıvır zıvır işler peşindeyim. Uzun süredir makas kılıfı ve iğnedenlik yapma hevesindeydim, neyse yaptım sıkıntısından kurtuldum. Tamamen temizlik bezi kullandım, elde diktim ve bu çıktı. Aslında makas kılıfını beğendim, 3 makası da birarada tutmak mümkün, nerdeydi diye aramaya son. Bunlar tamamiyle deneme amaçlı yapıldı, iyi bir kumaş ve makina ile dikilecekler listesine alındı. İğnedanlığın altındaki krem kutusu. Şimdi toplu iğneleri taşıyor. Yaz hepimizi koparttı blog yazma işinden, pek faaliyet yok. Umarım herkesin tatili iyi geçer. Sevgiyle kalın





15 Haziran 2009

Tepsi Örtüleri

Severek kullandığım tepsi örtülerimi aşağıda görüyorsunuz.İkinci fotoğrafta gördüğünüzü kuzenim yapıp hediye etti, diğerlerini ben işlemiştim. Günümüzde kullanmayı tercih etmiyorlar ama ben kullanmaktan yanayım. Servise ayrı bir şıklık katıyor. Hepinize mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum.